Tanınmayan (Engellenmiş) Yas nedir? | Uzm. Dr. Necip Çapraz
- 11 Şub
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 23 Şub
“Ölüm almak istediğinde bırakamıyorsak, yaşam gerektirdiğinde de
genellikle tutamayız” (1)
Yas Nedir?
Tanınmayan (Engellenmiş) Yas Nedir?
Freud, “Yas ve Melankoli” adlı makalesinde yası; sevilen bir kişinin ya da onun yerine konmuş vatan, özgürlük, bir ideal gibi soyut bir değerin kaybedilmesine gösterilen bir tepki olarak tanımlar (2).
Yas süreci ne denli acı verici olursa olsun, belirli bir zaman sonra son bulur. Freud’a göre bu süreç kesintiye uğratılmazsa kişi yasın üstesinden gelebilir. Doğal ve sağlıklı bir ruhsal işleyişte yasın ilerleyebilmesi için çeşitli koşulların sağlanması gerekir.
Bir kaybın ardından yas tutabilme yetisi;
kişinin duygusal yapısına,
geçmişte yaşadığı stresli yaşam olaylarına,
kaybedilen kişi ya da nesneyle kurduğu ilişkinin doğasına,
kaybın gerçekleşme biçimine
bağlı olarak değişkenlik gösterir.
Bununla birlikte, yas sürecinin sağlıklı biçimde tamamlanabilmesi için toplumun bu yasın yaşanmasına alan açması ve kişiye yas tutma izni vermesi de son derece önemlidir.
Tanınmayan (Engellenmiş) Yas Nedir?
Türkçede “tanınmamış yas” ya da “engellenmiş yas” olarak kullanılan kavramın İngilizcesi disenfranchised grieftir.
“Disenfranchise” sözcüğü, bir kişiyi hakkından ya da özgürlüğünden mahrum bırakmak anlamına gelir. Bu bağlamda disenfranchised grief; hak tanınmamış, serbest bırakılmamış, toplumsal olarak kabul edilmemiş yas anlamına gelir.
Örneğin bir aile üyesinin kaybı sonrası yas tutulması toplum tarafından olağan kabul edilir. Ancak sosyal olarak onaylanmayan, empati kurulmakta zorlanılan ya da “kayıp” olarak görülmeyen durumlarda yaşanan yas, toplum tarafından tanınmayabilir.
Bu durumda yas süreci sekteye uğrar ve kişi kaybını ifade etmekte zorlanır. Yas böylece engellenmiş olur.
Toplum Tarafından Tanınmayan Kayıp Türleri
Engellenmiş yas farklı biçimlerde ortaya çıkabilir:
1. İlişkinin Tanınmaması
Bazı kayıplarda ilişki toplum tarafından meşru görülmeyebilir. Örneğin:
Eski eş ya da partner kaybı
İhanet sonucu ayrılıklar
Terapist kaybı
Hasta/danışan kaybı
Savaş, sürgün, soykırım gibi kitlesel travmalar
Cinsel yönelim/kimlik farklılıkları
Bu durumlarda kişi yas yaşasa da toplum tarafından yeterince görülmeyebilir.
2. Kaybın “Kayıp” Olarak Sayılmaması
Bazı durumlarda kaybedilen şey toplum tarafından gerçek bir kayıp olarak değerlendirilmez:
İnfertilite
Kürtaj ya da gebelik kaybı
Evcil hayvan kaybı
Yaşlanma
Hastalık
Bu tür kayıplarda kişinin yaşadığı yas görünmez hâle gelebilir.
3. Yas Tutan Kişiye Yönelik Önyargılar
Toplum, bazı kişilerin yas tutamayacağını varsayabilir:
Demansı (bunaması) olan kişiler
Ruhsal hastalığı bulunan kişiler
Çok yaşlı bireyler
Küçük çocuklar
Bu önyargılar, yasın ifade edilmesini kısıtlayabilir.
4. Ölümün Şekli ve Şartları
Bazı ölümler damgalanma riskini beraberinde getirir:
İntihar
HIV/AIDS gibi stigmatize edilen hastalıklar
İşkence ya da kötü muamele sonucu ölümler
Bu durumlarda kişi, damgalanma korkusu nedeniyle yasını açıkça yaşayamayabilir.

Yasın Konuşulması ve Kabul Edilmesi
Yukarıdaki tabloda da (3) yasın konuşulması ve kabul edilmesi iki eksen üzerinden ele alınır:
Konuşulmayan ve kabul edilmeyen yas → görünmezleşir.
Konuşulan ve kabul edilen yas → kabullenme sürecine dâhil olur.
Bu yaklaşım, özellikle psikoterapi sürecinde yasın terapist tarafından görülmesinin, adlandırılmasının ve çalışılmasının önemini vurgular.
Engellenmiş Yasın Ruhsal Sonuçları
Yasın engellenmesi, yas sürecinin tamamlanmaması anlamına gelir. Salman Akhtar, yası ruhsal bir acı olarak tanımlar ve açık bir yaraya benzetir (4).
Yasın tutulamaması ise kronikleşmiş bir yaraya dönüşebilir. Engellenmiş yas:
Ruhsal çatışmalara
Ruhsal ketlenmelere
Tekrarlayan yaşantılara
İlişki problemlerine
yol açabilir.
Bu durum, kişinin yaşamında ilerlemesini, potansiyelini ortaya koymasını ve ruhsal olarak büyümesini engelleyebilir.
Bu nedenle psikoterapi sürecinde yasın terapist tarafından görülmesi, adlandırılması ve çalışılmasına alan açılması hem önemli hem de gereklidir.
Kaynaklar:
Volkan, V. D., & Zintl, E. (2017). Kayıptan sonra yaşam (M. Kocadere & I. Vahip, Çev.; 5. baskı). Odağ Yayınları.
Freud, S. (2019). Yas ve melankoli (Çev. Leyla Uslu). İstanbul: Cem Yayınevi. (Orijinal çalışma 1917’de yayımlanmıştır).
Bristowe K, Marshall S, Harding R. The bereavement experiences of lesbian, gay, bisexual and/or trans* people who have lost a partner: A systematic review, thematic synthesis and modelling of the literature. Palliat Med 2016; 30: 730–744.
Akhtar, S. (2000). Mental pain and the cultural ointment of poetry. International Journal of Psychoanalysis, 81: 229–243.



Yorumlar